Selen hanımla samimi bir email ile tanıştık. Üretmeden duramayan kadınların araya karbon kağıdı koymuş kadar benzer hikayeleri aradaki sıcaklığı hızlandırmış olmalı ki bir an önce sizle Selen Hanım’ı buluşturmak istedim.
İnternetin başına oturan biz hanımların belki de en çok aradığı görsellerin başında geliyor özel gün objeleri. y65 ise bu konuda tüm hayalleri gerçeğe dönüştüren renkler, tüller ya da taşlarla bezenmiş bir derya.. Ürünlerin annesi Selen Özakhun ile özel günlerin vazgeçilmezleri olan davetiyeler, şekerler, masa kartları ve her türlü aksesuarlarla ilgili konuştuk.
Görselleri hazırlarken kendi düğünümün hayallerine dalmışken yakaladım kendimi. Masa kartlarımı, davetiyemi, sürpriz şeker kutularımı seçerken sizi bile unuttum. Çok etkilendiğim ve evimde de keyifle kullandığım etnik tasarımlara benzer aksesuarlar “bu beni ve o güne şahitlik edenleri çok özel hissettirir” dedirtti. Kişisel bir haberdir artık y65 benim için, siz de Selen Hanım’ın ürünlerini kendi ağzından dinleyin, beğendiklerinizi aklınıza yazın ve y65 kapısını çalın.

Selen hanim sizi okuyucularimiza kisaca tanitmak istiyoruz. Kucuk detaylar verir misiniz?
1980 İstanbul doğumluyum. Aslında sanat tarihçisi ve sanat eleştirmeniyim. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sanat tarihi bölümünde doktora yapıyorum. Birçok dergi ve gazateye yazı yazıyorum. Sekiz sene boyunca tekstil sektöründe çılgınca çalıştıktan sonra bir gün şirketimi kapatmaya ve herşeyden elimi eteğimi çekmeye karar verip yeni sulara yelken açtım. İşte o noktada y65 serüveni başladı.
Hayatta yapmak için can attığınız bir işe mi uyaniyorsunuz?
Kısmen evet. Şöyleki hayatta yapmak için can attığım şey yaratıcılığımı kullanabileceğim, huzurlu, çalışma saatlerini kendimin belirleyebileceği, istediğim şeylere vakit ayırabileceğim ve herşeyden önemlisi yapmaktan keyif alacağım bir işti. Bu anlamda y65 tüm bunlara olanak tanıdığı için hayatta yapmak için can attığım bir işe uyandığımı söyleyebilirim.
Nasıl başladı bu güzel ürünlerin yapımı? Hikayesi nedir?
Heykel ve resim yapıyordum, bir yandan da tekstilden gelen bir altyapı ile dokular ve renklerle çok haşır neşirdim. Hayatımdaki herşeyi birleştirebileceğim ve işe dönüştürebileceğim bir etkinlik alanı arayışındaydım. Herkes için en özel gün olan düğün günleri için davetiye, masa kartı, nikah şekeri, alternatif davetli hediyeleri ve düğün dekorasyonu aksesuarlarından oluşan ürünler tasarlamaya karar verdim. 1,5 ay gibi kısa bir zamanda isimlerini Yunan mitolojisindeki ölümlü kadınlar, yarı tanrıça ve tanrıçalardan alan temalar şekillendi. Dolayısıyla koleksiyonun omurgasını da bu mitolojik hikayeler oluşturdu. Ürünlerde kullanılan malzemeler de bu hikayelere sembolik köprülerle bağlandı.

y65′in isim hikayesi nedir?
Evimizin ve benim atölyemin de bulunduğu binanın kapı numarası: Yıldız apartmanı no.65. Vaktimin büyük bir bölümünü yeni tasarımlar üzerinde çalışarak geçirdiğim binanın isminin ilk harfiyle kapı numarasından oluşacak bir ismin markam için oldukça uygun olacağını düşündüm.
Tasarımlarınız çok çekici ve kişiye özel. Müşterilerinizle nasıl bir yol izleyerek ortaya cıkarıyorsunuz bu küçük objeleri?
Müşterilerim koleksiyonu görmek için atölyeye ilk geldiklerinde genellikle web sitesinde yar alan görseller aracılığıyla kafalarında bir eskiz oluşturmuş oluyorlar. İşe öncelikle düğünün temasını, renklerini, kullanılacak olan dokuları öğrenmekle başlıyorum. Düğünde bir bütünlük yakalamak çok önemli. Müşterilerimi de davetiye ve davetlilere dağıtılacak hediyeleri de bir bütün olarak değerlendirmeye ve birbirini tamamlayacak seçimler yapmaya yönlendirmeye çalışıyorum. Bu noktada kişiler ile etkileşim halinde karar verdiğimiz ürün tasarımları koleksiyonun ötesine geçiyor ve tamamen çiftlerin istekleri doğrultusunda şekilleniyor. Benim koleksiyonum sadece bir referans ve birincil hareket noktası oluyor.
Özellikle Türkiye’de “tasarım” fiyat ve kullanım alanı olarak ulasılamaz bir yere konuyor. Siz y65‘in kurumsal hedefini bu noktada nasıl tanımlıyorsunuz?
y65’i kurmak için ilk yola çıktığımda ilk hedefim düğün hazırlıkları içindeki kişilerin orjinal ve kendileri için yapılmış özel tasarımlara makul fiyatlarla ulaşabilmeleriydi. Genelde y65’in web sitesini ziyaret edip ürünleri beğenen kişilerin beni aradıklarında bana yönelttikleri ilk soru fiyatlar oluyor. Herkes fiyatları korkarak ve çekinerek soruyor. Malesef tasarım ürünlerine biçilen fahiş fiyatlar böyle bir önyargının oluşumunu kaçınılmaz kılıyor. Şunun altını mutlaka çizmek gerekiyor; bugün davetiye ve nikah şekeri mevzularında piyasayı tekeline almış firmaların seri üretim fiyatları ile y65’in fiyatları arasında neredeyse hiç bir fark yok. y65’in ürünlerine olabilecek en makul fiyatlarla sahip olmak mümkün. Ürünlerin fiyat aralığı 1,5 tl ile 7,5 tl arasında değişiyor. Elbetteki ürünlerin fiyat aralığı da müşterilerin taleplerine ve bütçelerine göre şekilleniyor.

Okuyucularımız özel günleri için size nasıl ulaşabilirler?
Bana e-mail atarak ya da telefonla ulaşabilirler. İstanbul’da yaşayanlar randevu ayarlayarak atölyeyi ziyaret edip ürünleri yakından görebilirler. İstanbul dışında yaşayanlara ise e-mail üzerinden yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu yaz Minesota, İzmir, Ankara, Adana, Samsun gibi çok farklı şehirlere davetiye ve davetli hediyeleri yolladım…..Dolayısıyla okuyucularınız mesafelerin y65 için bir önemi olmadığını bilsinler!
Tasarımlarınız standart mı yoksa kişiye özel revizasyonlar da barındırıyor mu?
Koleksiyonu oluşturan ürünler çoğunlukla kişiye özel yapılacak olan tasarımların omurgasını oluşturuyor, ancak bu ürünleri müşterilerimin zevkine ve bütçesine uygun hale getirmek için yapılan revizasyonlarda sınır tanımıyoruz.

İşinizde en çok hangi an kendinizi mutlu hissediyorsunuz?
Siparişlerin hazır olup müşterilerime teslim edildiği an benim için paha biçilmez. Hayal ettikleri şeyleri hazırlıyıp önlerine koyabilmek çok tarifsiz bir keyif veriyor.
Tasarım yapan başarılı bir kadın olarak, yeni birseyler ortaya koymak için sizce kişiyi ne cesaretlendirir?
Sadece ve sadece kendisi. Malesef biz kadınlar çoğu zaman sınırlarımızın farkına varmıyoruz ve hayatta hep daha azı ile yetinerek yaşamımızı sürdürüyoruz. Binlerce parçaya bölünmeye çalışıp günlük rutinlerin içinde herşeye yetişmeye çalışıp, binlerce rolü üstlenirken aslında kendimizi unutuyoruz. Ben tüm kadınların şu yaşam mücadelesi meselesine biraz daha varoluşsal yaklaşmasını salık veriyorum. Günlük telaşları kısa bir süre de olsa kenara itip gerçekten kendileri için ne istediklerini bir kere daha düşünmelerini, ve korkmadan bunların peşinden gidecek cesaretin aslında ta derinlerde bir yerlerde olduğunun farkına varmalarını diliyorum.